top of page

Sporun Dİjİtal Nabzı

RÖPORTAJ: GENÇLERBİRLİĞİ ESKİ YÖNETİCİSİ OKTAY SAĞLAM ANLATIYOR

Güncelleme : 22.06.2026

Oktay Sağlam ile yapılan söyleşide, kulübün geçmişi ve Cavcav dönemi değerlendirildi.

SPOR DİJİTAL (SD): Konuğumuz Gençlerbirliği önceki dönem yöneticilerinden Oktay Sağlam. Oktay Bey, mühendislik kariyerinin yanı sıra spora ve Gençlerbirliği'ne gönül vermiş bir isim. Oktay Bey'le Gençlerbirliği ve efsane başkan İlhan Cavcav konulu bir söyleşi gerçekleştireceğiz. Oktay Bey, Gençlerbirliği'ni diğer Anadolu kulüplerinden ayıran en önemli özellik neydi?

OKTAY SAĞLAM (OS): Şimdi birincisi bizim tarihçemiz. Yani kuruluş amacıyla çok farklı bir kültüre sahip Gençlerbirliği. Bunu Gençlerbirliği'ni anlatan Tanıl Bora'nın "Ankara Rüzgarı" kitabından da okuyabilirsiniz. Üç tane öğrencinin bir isyanıyla kurulan ve o dönemki şartlarla, büyük zorluklarla kurulup gerçekten futbolu ve sporu amaçlayan futbol gönüllülerinin birleştirdiği bir kulüp olduğu için diğer Anadolu kulüplerinden ayıran birinci özelliği bu. İkincisi de bizim taraftar kitlemizin hem futbola hem spora düşkünlüğü. Konuya daha bilimsel anlamda yaklaşırlar, herkes futbola hakimdir ve futbol bilgisi vardır. Kesinlikle kötü tezahürat ve sinkaflı bir kelime duyamazsınız tribünlerde. Taraftarlar hem gündeme hakimdir hem futbola hakimdir; mutlaka mesaj verirler. Güzel bir ailedir Gençlerbirliği.

SD: İlhan Cavcav'ı efsane başkan yapan en önemli özellik sizce neydi, sizin açınızdan?

OS: Bence İlhan Cavcav'ı efsane başkandan ziyade Türkiye'nin gelmiş geçmiş en önemli spor adamı, en büyük spor adamı diyebiliriz. Başkanlıktan ziyade futbol başta olmak üzere spora verdiği katkıları; gerek maddi, gerek manevi... Yani Gençlerbirliği'nin o zorlu yollardan bugün çok büyük yerlere gelmesi, bu tesislerin oluşması, bu kadar fazla sporcunun yetişmesi, altyapının kaynağı... Bence budur. İkincisi de çok sözünün eri ve kararlarında kesin bir başkandır. Mutlaka herkesi dinler ama kendi dediğini yapar ve kendi dedikleri her zaman doğru çıkar. Ki çıktı ki, o zamana kadar o Gençlerbirliği gibi bir kulüp bugün buralara geldi. Çok daha iyi yerlere de gelirdi ama onun eserleri devam ediyor diyebilirim hala.

SD: Peki Cavcav döneminden gene devam edeyim. Cavcav döneminde altyapıya verilen önem nasıldı hani onun zamanında, şu anda?

OS: Aslında şu anda kurulan altyapı da onun zamanında oluşturulan bir altyapı sistemiydi. Yani baktığınız zaman altyapıdaki scoutlarımız, hocalarımız ve Gençlerbirliği futbol okulu hep onun temellerini attığı bir oluşum. Ama eğer transfer bazında ve genç sporcuların yetişmesiyle ilgili konuşuyorsanız, onu da şöyle açıklarım: Türkiye'nin her bir yanından çok yetenekli futbolcuların gelip kampımızda kalıp, onların yetişmesine çok büyük pay sahibi olmuştur. Yani bu model zaten ta İlhan Cavcav zamanından gelen bir modeldir.

SD: Peki o dönem yapılan transfer politikası nasıl işliyordu; Cavcav'a göre ya da şu anki duruma göre?

OS: O dönemki transfer politikasına inanın çok hâkim değilim. Ben çünkü çok kısa bir dönem çalıştım, son dönemlerinde çalışmak nasip oldu. Ama şöyle diyebilirim; altyapıdan gelen çocukların mutlaka yetiştirilip çok güzel rakamlara büyük kulüplere mutlaka satılıyordu ve sürekli altyapıdan oyuncu yetişiyordu. Ama bu günümüzdeki ile onu kıyaslamak çok doğru olmaz çünkü günümüzdeki ekonomik şartlar, sosyal denge, o günlerdeki gibi olmadığı için yani oradaki transfer politikası da biraz altyapıya yönelikti ve yetenekli oyuncularaydı. Mesela şöyle bir örnek verebilirim; aynı ayarda, denk iki kaleci olmazdı. Çünkü bir tanesi zaten oynayacağı için diğerinin önünü kesmeyeyim diye. Ne kadar yetenekli olursa olsun o kaleci transfer edilmezdi. Birinden biri tercih edilir, diğeri başka bir kulüpte yetişsin ve önü açılsın diye onun önü açılırdı. Yani bir bakıma da sporcunun geleceğiyle ilgili kararları da kulüp kendi verebiliyordu ve onları düşünerek güzel bir yol çizebiliyordu.

SD: Gençlerbirliği'nin bugün ve gelecek sezon hedefleri sizce ne olmalı? Kalan iki maç var Gençlerbirliği'nin açısından ve bugünü düşündüğünüzde ya da gelecek sezon hedeflerini düşündüğünüzde sizce nasıl bir hedefle Gençlerbirliği hareket etmeli?

OS: Ya şimdi bu soruya ben gönlünü verdiğim bir kulübe, kulübün taraftarı olarak cevaplayayım isterseniz. Çünkü hepimizin gönlünden geçen şöyle bir şey var; bizim tabi ilk etapta ligde kalmamız birinci hedef. Ama gelecek senenin yapılanmasında da altyapıdan gelecek oyuncuların forma şansı bulup, iyi bir kariyer elde edip, güzel rakamlara diğer kulüplere satılıp yeni gelen oyuncularla böyle bir çarkın tekrar oturması en önemlisi. Benim naçizane fikrim bu. İkincisi de, biz Hacettepe Spor zamanında, hatta ASAŞ zamanı diyeyim, o zamanlar iki kulübün birden olması çok büyük bir avantajdı. Yani oradan gelen çocukların yukarı gitmesi, buradaki çocukların aşağıda biraz daha profesyonelleşmesi açısından çok iyiydi. Böyle bir yapının gene oluşması bence muazzam olur. Ama tabi günümüzün ekonomik şartları nasıl olur, onu bilmiyorum. Bu dediğim gibi, gönlümden geçen şey. Ama baktığınız zaman altyapıdan genç sporcuların sporcu gibi yetişip ülke futboluna katkı sağlaması bence en büyük hedefi olmalı. Sadece Gençlerbirliği değil, bütün kulüplerin olması lazım ama biz Gençlerbirliği olarak farklı bir vizyona ve misyona sahip olduğumuz için, biz sporu futbolu seviyoruz. Dolayısıyla böyle bir futbol kulübünün olmasıyla futbolun gelişeceğini ve futbolun güzelleşeceğini düşünüyorum.

SD: Çok sağ olun, değerli bilgiler verdiğiniz için teşekkür ederim Oktay Bey.

OS: Ben teşekkür ederim.

bottom of page